Tayland Chiang Mai Gezi Notları

Tayland son zamanların popüler destinasyonlarından bir tanesi. Bunun nedenleri arasında ucuz olması, doğal ve tarihi güzellikleri, mutfağı vb. gösterilebilir. Ucuz uçak bileti bulmak zor olsada kesinlikle ziyaret edilesi yerlerden biri.

Tayland’ı ziyaret etmek için en güzel zaman Ekim – Mayıs aylarıdır. Uçak biletinizi skyscanner‘dan gidiş dönüş ve farklı tarih varyasyonlarını deneyerek ve ay kapsamında arama yaparak en ucuz şekilde bulabilirsiniz. Ülkede kuru, sıcak ve muson yağmurlarının etkili olduğu iki mevsim etkili. Tayland’ın dini ağırlıklı olarak Budizm’dir ve azda olsa Müslümanlar yaşamaktadır. 67 milyon nufüslü ülkenin en büyük şehri ve başkenti Bangkok‘tur. Bangkok’un güneyindeki kentler ve adalar deniz turizmiyle,  kuzeydeki şehirler ve yerleşimler ise doğa ve kültür turizmiyle öne çıkmakta. Turizm ülkenin en büyük gelir kaynaklarından bir tanesi. Ben bu yazımda Kuzey Tayland’ın en büyük şehri olan ve UNESCO Yaratıcı Şehir ünvanına sahip Chiang Mai şehrine yaptığım geziden izlenimlerimi ve deneyimlerimi paylaşacacağım.

Chiang Mai ülkenin en yüksek dağlarının bulunduğu kuzey bölgesinde yer almaktadır ve bölgenin önemli tarihi, kültür ve ticaret şehridir. Bir çok eski şehir gibi Chiang Mai’de bir su kaynağının yanına kurulmuştur, Ping nehri şehrin içinden geçmektedir. Eski şehir olarak bilinen yer kuşbakışı kare şeklin ve her adım başı bir Budist tapınak inşa edilmiş.Wat Phra Singh, Wat Chedi Luang Worwihan, Wat Chiang Man, Wat Thung Yu eski şehirde yer alan önemli Budist tapınaklardan sadece bir kaçıdır. Ayrıca eski şehirde ziyaret edilebilecek müzeler ve önemli kültür merkezleri, tarihi yapılarda yer almaktadır. Şimdi bu ansiklopedik bilgilerden sonra sizlere kişisel deneyim ve gözlemlerimden bahsetmek istiyorum 🙂

Chiang Mai şehrinin merkezinde bulunan Wat Phra Singh budist tapınağı.

Chiang Mai ve genel olarak Tayland’da beni şaşırtan ilk şey trafiğin bize göre ters taraflı akıyor olması oldu, ayrıca yayalar için kaldırım yok ve çok nadir trafik ışığı var. Tay insanları yürümeyi pek sevmiyorlar ve hemen herkesin motosikleti var ve tabi bisiklet kullanımıda yüksek. Ben orada bulunduğum sürede her yere yürüyerek gittim çünkü bir şehri keşfetmenin en güzel yönteminin yürümek olduğuna inanıyorum.

Tay insanları da genel olarak diğer Asya ülkelerindeki gibi küçük, ufak tefek insanlar ve çok çalışkanlar, aynı zamanda spora düşkün azımsanmayacak bir kesim var. Parkta veya sokak aralarında topluca bir rehber ve müzik eşliğinde dans eden orta yaşlı kadınlara denk gelmek çok normal gelmeye başlamıştı bana. Hep güleryüzlüler  ve gülümsemeleri çok sıcak ve içten. Sürekli bir şeyler üretiyorlar ve doğanın sundukları hemen her şeyi hayatlarına entegre etmişler ve başarılı bir şekilde kullanıyorlar. Şehir çok yeşildi ve tabi bunun nedenlerinden biri yağmurlu bir bölge olması ve Budist inanışlara göre doğaya verilen önem. En basitinden bir nudıl (erişte) çorbası söylediğinizde bile içinde envai çeşit bitki, baharat var. Ben neden bu kadar mutlu oldukları konusunda biraz kafa yordum ve gözlem yaptığımda çocuklarıyla zaman geçirmeye, tabiri caizse çocukla çocuk olma konusunda çok başarılılar. Mesela bir AVM’de 6 tane kadının tek bir çocuk etrafında onu mutlu etmek için yaptıklarını görünce gerçekten çok şaşırmıştım. Yani taa küçükken mutluluk aşılıyorlar çocuklarına 🙂

Doi Suthep dağından Chiang Mai gün doğumu manzarası.

Yemekten söz etmişken, ekmek ve hamur ürünleri hiç yok denecek kadar az, hatta ben Tayland’da bulunduğum sürede hiç ekmek yemedim ve dışarda restoran veya sokakta ekmek görmedim. Et olarak en çok tükettikleri tavuk, domuz, kırmızı et ve deniz ürünleriydi. Chiang Mai kuzeyde dağların arasında bir yer olduğu için deniz ürünlerinin az tüketilmesi normal ama güneyde denize kıyısı olan yerlerde deniz ürünleri daha fazla tüketiliyormuş. Tayland’da gelirseniz, zamanınız ve paranız olursa kesinlike yemek pişirme kurslarına gitmenizi öneririm ve ben ikinci günümde bir yemek kursuna gittim. Yarım günlük kurs bana 100 liraya mal oldu fakat buna kesinlikle değdi. Tayland’ın en popüler yemekleri şunlar; Tom Yum Kung (baharatlı karides çorbası), Pad Tai (Tay usulü erişte), Kaeng Khiao Wan Kai (tavuklu yeşil köri), Massaman Köri soslu nudıl, Panang Köri, Kao Soi ve daha bir sürü nudıl ve pirinç yemekleri var. Tatlı olarak pek fazla bir seçenek yoktu maalesef muz ve mango ağırlıklı pirinçli tatlıları vardı. Yemekleri genelde acılı ama orta acılı çok değil. Alışkan değilseniz sürekli tüketmek bazı ufak sağlık problemlerine yol açabiliyor ve acı yemenin iştah açtığını sanırım herkes biliyor fakat burada yediğim acılı yemeklerden sonra insanın canı (bunu bir kaç kişiye daha sorarak teyit ettim) tatlı bir şeyler yemek istiyor. En çok keyif aldığım şey ise meyve şeykleriydi. Mesela karpuz, mango, kivi, ananas şeykleri gerçekten harika ve neredeyse her gün bunlardan bir tanesini içiyordum, içmeyince insan eksik hissediyor 😀 Suları temiz değil, marketten almanızı öneririm. Az kalsın en güzel bölümü unuyordum; kesinlikle hindistan cevizli ve diğer ev yapımı dondurmalarını deneyin. Çok lezzetli ve doğallar!

Tom Yum Kung, Pad Tai, Kaeng Khiao Wan Kai, Massaman Köri soslu erişte (nudıl), Panang Köri, Kao Soi Tayland’ın başlıca popüler yemekleridir.

İnsanları doğru sözlü ve aldatıcı değiller. Kendi ürettikleri bir şeyi satınca varsa ürünün eksikliği veya olumsuz yönünü söylüyorlar. Mesela Doğa harikaları ve yaratıkları müzesini ziyarete gittiğimde kadın beni içeri almadan önce özellikle içerde canlı hiç bir yaratık yok diye uyardı ve kabul aldıktan sonra içeri aldı. Özellikle restoran ve kafelerde hizmetleri çok iyi, gelen müşteriyi memnun etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Wai adını verdikleri ellerin önde birleşmesi ve kafanın hafifçe eğilmesiyle bildiğimiz Japon tarzı selamlaşmaları var. Eller ne kadar yukarı çıkar ve kafa ne kadar aşağı inerse o kadar saygı duyduklarını gösteriyormuş. Aynı şekilde AVM veya güvenlik görevlilerinin olduğu bir yere girdiğinizde bu görevliler sizi her seferinde selamlıyor ve hoşgeldin ediyorlar. Burada tam bir turistsiniz çünkü onlarla herhangi bir dış görünüş benzerliği olmadığından hemen farkediliyor insan. Yabancı olduğumuzu bilselerde hep önce kendi dillerinde merhaba diyorlar ve sonra İngilizce ile devam ediyorlar.  Dilleri çok ilginç ve vurgu çok önemli. Mesela en basitinden bizde yazıldığı gibi okunan bir “ma” kelimesi Tayca’da yapılan vurguya göre en az 6 farklı anlama gelebiliyor. Neyi değil nasıl söylediğinize dikkat edin 😀

Gezilecek yerlerden bahsetmem gerekirse, eski şehir bir kare şeklinde ve etrafı nehirlerle çevrilmiş. Bu eski şehrin içinde gezilecek bir sürü Budist tapınağı var, denk geldiğiniz ve güzel gördüklerinizi gezebilirsiniz. Üç Kral Abidesi Meydanını kesinlikle görmenizi isterim, hemen arkasında birbirine bağlı 3 tane müze var; Chiang Mai Şehir Sanat müzesi, Tarih Müzesi ve Kültür müzesi. Tek bir tanesinin bilet fiyatı 90 baht ve eğer üçü için bilet alacak olursanız 300 bahtlık kampanya yapmışlar bu durumda 60 baht cebinizde kalıyor. Benim orada bulunduğum 2017 son haftasında 1 euro 38 bahttı ve 1 tl ise 8.5 baht. Hazır yakınlardayken karşıdaki Lanna Folklife Müzesi de görülmeye değer. Bunların dışında Müzik Müzesi, Madeni Para Müzesi, Art in Paradise Müzesi, Natural Wonders and Insects Müzesi diğer ziyaret edilebilecek müzeler içinde sayabilirim. Doğayı seviyorsanız Chiang Mai tam size göre çünkü ziyaretçilerine sunacağı bir çok alternatifi var. En yakında başlayalım, şehrin dört bir yanı onlarca küçüklü büyüklü şelalerle dolu ve Doi Suthep dağına tırmanış gerçekletirebilir gün doğumunu veya batımını izleyebilirsiniz. Yok ben tırmanış yapmayı sevmiyorum derseniz kırmızı taksilerle (bizdeki dolmuşlar) 500-600 bahlık bir ücrete zirveye çıkıp tekrar şehir merkezine dönebilirsiniz. Burada ne kadar fazla kişi olursanız fiyat o kadar düşük olacaktır, ayrıca taksiciyle yola çıkmadan anlaşmak çok önemli ve geri dönüşte Sizi bırakacağı sözünü alın ve paranızı işiniz bitince ödemenizi öneririm. Tayland’ın en yüksek dağı olan Doi Inthanon (2565 metre) dağı ve ulusal parkına kesinlike bir gezi düzenlemenizi öneririm ki bu yazı için kullandığım görsel tam olarak o dağın zirvesinin manzarası. Ayrıca Chiang Mai kaplan ve filleriyle meşhur bir yer fakat filleri görmek için az biraz şehrin dışındaki doğa parklarına gitmeniz gerekiyor. Bütün bunlar için en mantıklısı tur satın almak ve eski şehrin hemen her yerinde tur satan yerlere denk gelebilirsiniz, ufak bir pazar araştırmasından sonra genel olarak fiyatlar hakkında fikriniz olacaktır zaten 😉 Fotoğrafçı iseniz ve gerçekten güzel bir yapı görmek istiyorsanız günübirlik Chiang Rai gezisini önerebilirim, burada görülmeye değer 3 tane tapınak saray var. Kafa dinlemek için Pai‘ye gidilebilir, yol 3 saat sürüyor ama gerçekten çok huzurlu bir yer.

Chiang Mai’ye 3 saat uzaklıktaki Pai kasabasının manzarası.

Sakin, kafa dinleyebileceğiniz bir yer, yerel insanlar ve gerçek Tayland’ı görmek, nefis yemekleri tatmak, hem kültür hemde doğa tatili yapmak istiyorsanız Chiang Mai tam size göre. Ayrıca eklemek isterimki kent son yıllarda digital gezgin olarak adlandırılan internetin olduğu her yerden çalışabilen insanlar için popüler bir destinasyon haline gelmiş durumda. Genel olarak Tay insanları yabancılara karşı saygılı ama turistlerden para koparmak için tuzaklarda yok değil. Özellikle motosiklet kiralamayı düşünürseniz polis kontrolüne takılmamaya çalışın. Ülkede rüşvet almış başını gitmiş durumda. Ben Chiang Mai’de kaldığım sürede hiç bir sorun yaşamadım ve hatta hiçbir yabancılık çekmedim.

Para harcayıp bizi zengin eden tek şeyin seyahat olduğu söylenir. Farklı kültürleri, insanları tanıdıkça ve farklı coğrafyaları gezdikçe insanın olaylara bakış açısı değişiyor. Uzak Asya’ya yaptığım bu gezimde çok şey öğrendim ve en kısa sürede kesinlikle diğer ülkeleri de kapsayacak bir geziye çıkmayı hayal ediyorum. Tayland ve Chiang Mai gezimle alakalı sorularınız veya merak ettikleriniz olursa Avrupa Fırsatları iletişim sayfamızdan veya sosyal medya hesaplarımızdan bana ulaşabilirsiniz 🙂

Musa BEKTAŞ

canli bahis online casino siteleri bahis siteleri iddaa siteleri hd film izle