maltepe escort kartal escort manavgat side escort bostanci escort

Türk Gibi Yaşayanlar

600 yılı aşkın ömrüyle Avrupa’ya korku salmış olan Türkler, Avrupalı yöneticiler ve kilise halkı daha kolay idare etmek için Osmanlıyı hep kötü ve gaddar olarak göstermiştir. Çeşitli sebeplerle Türklerle tanışan yerli halk Türklerin hiç de anlatıldığı gibi olmadıklarını görmüştür. Cesaret, dürüstlük, dostluk, fedakarlığın yanı sıra bir çok yemeği ve geleneği Avrupalılara tanıtan Osmanlılardan geriye günümüze kadar uzanan bir dostluk köprüsü ve hatırlanmak için bir çok festival, etkinlik bırakmışlar. Şimdi Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden hala Türk Gibi Yaşayan kent ve kasabalarına doğru yola çıkmaya hazır mısınız ? O zaman başlayalım 🙂

  •  Turkeye Köyü – Hollanda

    turkeye-koyu-hollandaOsmanlı-İspanyol deniz savaşlarında yenilen Osmanlı donanması bir çok şehidin yanında 1500 kadar da esir
    vermiştir. İspanyolların esirleri geri vermemesi üzerine araya Hollanda girmiştir ama İspanyollar esirlerin teslimi yerine Hollanda’nın sınırları içerisinde yaşamalarını şart koşmuştur. Askerler bir süre sonra yerleşik hayata geçmişlerdir. O zamandan beri Hollanda’nın Belçika’ya ve denize yakın bir yerinde askerlerin yaşadığı yer Turkeye olarak anılmaktadır. Şu an sadece 20 haneli bir yerleşim yeri olan Turkeye köyünde, Türkiye aşığı insanlar yaşamaktadır ve evlerini küçük Türkiye‘ye dönüştürmüşlerdir.

  • Ipthausen (Küçük Türkiye) – Almanya

    turk-gibi-yasayanlar-ipthausenAlmanya’nın Bavyera eyaletinin kuzeyinde yer alan Ipthausen kasabasında 200 hane bulunmaktadır ve resmi yazışmaların dışında burası, bir tane dahi Türk’ün yaşamamasına rağmen Küçük Türkiye diye anılması çook eski zamanlara dayanmaktadır. Viyana kuşatmasından sonra esir düşen yeniçeriler zamanında küçük bir köy olan Ipthausen‘e yerleştirilmişler. Çevrelerine uyumundan dolayı bir süre sonra yeniçeriler serbestçe etrafta dolaşmaya başlamışlar ve ilerleyen zamanda buraya yerleşip yaşamaya başlamışlar. Yeniçerilerden geriye herkesin severek içtiği Türk kahvesi, kasaba kilisesinin tavanında bulunan kurtarıcı rolündeki yeniçerilerin resimleri ve “Küçük Türkiye” gibi güzel bir isim bırakmışlar geride.

  • La Coruna – İspanya

    Her maçında tribünlerde açılan Türk bayraklarından dolayı şimdi bahsedeceğim takım bir Türk futbol takımı olmadığı gibi maçın yapıldığı yerde Türkiye değil. Burası daha önce Endülüs Emevilerin hüküm sürdüğü İspanya’nın Coruna bölgesi.

    Barbaros Hayrettin Paşa Galiçyalıların ilgisiyle karşılaşınca iyi ilişkiler geliştirmeye başlar. Bunun üzerine diğer bölgedeki insanlar Galiçya’da yaşayan insanlarla dalga geçmek ve küçümsemek için ‘Los Turcos’ lakabını takarlar. Bu yörenin insanları bu lakabı kendine addedilen anlamının tam tersine benimser ve sahiplenir.

    Avrupa ve İspanya’da Los Turcos diye bilinen Deportivo La Coruna takımı tarihlerinden aldıkları bu deportive-la-coruna-los-turcosmirası sahiplenmişler ve takımlarıyla özdeşleştirmişler. Hatta Deportivo La Coruna takımının en büyük taraftar grubunun eski kurucularından ve ve fanatik Deportivolu Rodrigues Panathinaikos ile oynanan EUFA kupasında Yunanistan’da Türk bayrağı açarak tüm medyanın odağı haline gelmiş 2000’li yıllarda. Bunu takımının reklamını yapmak ve kendilerini takılan ‘Los Turcos’ lakabına ne kadar sahip çıktığını göstermek amacıyla yaptığını söylüyor. Türkiye ile ilgili her önemli konuda sosyal medya hesaplarından ve web sitesinden destek mesajları yayınlayan takım yönetimi, Galatasaray’ın eski oyuncusu Emre Çolak‘ı transfer etmiştir ve İspanya 1. ligi La Liga‘da mücadele etmektedir.

  • Faymonville – Belçika

    Belçika’da bir dağ köyü olan Faymonville sakinleri her şubat kışa ve soğuğa aldırmadan bir karnaval düzenlemektedirler. Türk Karnavalı adı verilen bu şenlik boyunca giydikleri kıyafetler, yedikleri yemekler, danslar, vs. her şey Türklerle alakalıdır ama kendileri Türk değildir. Peki nereden mi geliyor bu Türk sevgisi ve bu karnavalı düzenlemekteki amaçları ne ?

    faymonville-turk-festivaliBu soruların cevabını bulmak için tarihte bir yolculuğa çıkıyoruz. 16. yüz yılda Hristiyan alemi Osmanlı’ya ve Müslümanlara karşı aralarında sorun olmasına aldırmadan bir araya gelirler ve bir haçlı ordusu oluştururlar. Gönüllülük esasına dayalı olan bu orduya hiç tanımadıkları Türklerle dövüşmeyi reddeden Faymonvilleliler katılmayı reddederler. Hatta Türklerin tahrip ettiği yerlere yardım başlığı altında toplanan yardımlara da destek olmazlar. Herkesin tepkisine çeken bu hareketlerinden dolayı kendileri ‘Türk’ diye anılmaya başlanırlar ve köy halkı bu lakabı bir şeref meselesi olarak kabul eder ve yüzyıllarca Türklere şükranlarını sunmak için her şubatta Türk Karnavalı kutlamaya başlar.

    Faymonville sakinlerinin Türk diye anılmayı benimsemiş olmalarının altında bir başka tarihi olay yatmaktadır. II. Dünya Savaşı sırasında Faymonville’yi ele geçirmek için gelen Nazi askerleri gönderde bir Türk bayrağı görünce bu köyü istila etmekten vazgeçerler. Daha sonra Faymonville tarafsız bölge ilan edilir. Köy halkı RFC Türkania (1798’de kurulumuş) adında bir yerel futbol takımı bile vardır. Her şubatta düzenlenen Türk Karnavalının gönüllü organizatörlerinden biri ‘Buraya daha fazla Türk’ün gelmesini ve onları yakından tanımak istiyoruz’ diye bir istekte bulunmaktadır. Gezginlere duyurulur 😀

  • Purbach – Avusturya

    Avusturya’nın başkenti Viyana’ya 75 km uzaklıkta olan Purbach kasabası her Ağustos ayında özel bir festivale ev sahipliği yapmaktadır. Yeniçeri Muhammed’in dillere destan yardımseverliğini ve dürüstlüğünü kutlayan Purbachlılar festival boyunca bir çok turist ve gezgini de ağırlamaktadır.

    Yeniçerili Muhammed’in hikayesine gelecek olursak; Viyana kuşatması sırasında Purbach’ı fethetmeye gelen Osmanlı ordusunda asker olan Muhammed, bir eve girer ve ev sahibini beklemeye başlar. Ev sahibi gelmeyince dayanamayıp evde bir şeyler bulup karnını doyurur, hala ev sahibi gelmeyince uyuyakalır. Uyandığında ev sahibini karşısında bulan Yeniçeri Muhammed utancından bacasından kaçmaya çalışır ve başaramaz. Çare olarak ev sahibine yediği yemek karşılığında ne isterse yapacağını söyler. Osmanlıyı gaddar, barbar olarak tanıyan Avusturyalılar için ev sahibi bu teklife çok şaşırır ve bahçe işlerinde yardımcı olabileceğini söyler. Böylece insanlığın unutmaya yüz tuttuğu yardımseverlik ve dürüstlük duyguların temsilcisi olan Yeniçeri Muhammed sayesinde Purbach sakinleri çocuklarına hep bu hikayeyi anlatır. Türkiye sevdalısı olan Purbach belediye başkanı Richard Hanner’ın tek istediği Türkiye’den kardeş bir belediye bulmaktır.

    purbach-yeniceri-muhammed-avusturyaHer yıl Ağustos ayında kutlanan Türk Festivali 357 yıldır devam etmekte ve iki gün sürmekte. Festival boyunca eski zamanlar canlandırılıyor, eski kıyafetler giyiliyor ve askerler dövüş şovları sergilemekte. Yeniçeri Muhammed’in girip, karnını doyurup bacadan kaçmaya çalıştığı ev günümüzde restoran olarak hizmet vermekte, işletmeci restorana gelenlerin büyük çoğunluğunu turistlerin oluşturduğunu ve yemek yemekten çok bacayı görmeye geldiklerini söylüyor. Purbach’ta bir Türk ve Avusturyalı çiftin işlettiği başka bir restoran bile var.

    Avusturya ile Osmanlı arasında anlatılan şu hikayeden de bahsetmeden geçmek olmaz. Avusturya devleti kurulduğunda hükumet binasına bir halı sermek isterler fakat büyük bir halıya verecek paraları olmadığından Osmanlı’dan yardım isterler. Dönemin padişahı ihtişamlı bir halı hediye eder ve tüm resmi törenlerde kullanılan halı bir süre sonra Osmanlı’ya iade edilir. Halı şu an Türkiye’nin Avusturya büyükelçiliği binasında bulunmaktadır.

  • St. Anna ter Mulden – Hollanda

    Hollanda’nın güneyinde Belçika sınırında yer alan bir liman kasabası olan St. Anna ter Mulden Hollanda’da bulunan ve Türk Kültürünün yaşatıldığı bir başka yer. Çeşmesiyle doğuyu, yel değirmeniyle batıyı temsil eder St. Anna ter Mulden. Hemen herkesin Türkiye’yi ziyaret ettiği, demlik demlik çayların içildiği bu kasabada Osmanlı zamanında depo olarak kullanılan bir yapının girişinde Türk bayrağı bulunmaktadır. Kasabanın meydanında bulunan klasik Osmanlı mimarisinden izler taşıyan çeşme tüm tarihe tanıklık etmekte. Hikayeye de oradan başlayalım. Bir Osmanlı gemisi kuzey denizinden gelir ve St. Anna kasabasının limanına demir atar.

    Yöre halkı gemidekilerin hastalıklı olabileceği şüphesinden gemiye yaklaşmaz fakat daha sonra bir kasabalı gemidekilere yiyecek ve içecek verir, Osmanlı askerleri de karşılığında geminin sancağını, flamaları ve kendi üniformalarını hediye ederler. Osmanlı gemisi İstanbul’a geldiğinde herkese bu olaydan bahsederler bunun üzerine dönemim padişahı her yerde geçerli olacak bir ferman yayınlar Buna göre; ‘St. Anna ter Mulden kasabasından olan tutsaklar forsa çekmeyeceklerdir’ yani Osmanlı vatandaşı statüsüne yükselmişlerdir. Bunu denizlerdeki tüm donanmalar ve gemiler kabullenince St. Anna kasabasından olan insanlar ‘Türk’ olarak adlandırılmaya başlanmış.

    Tabi hikaye burada bitmiyor, Hollanda krallığı Osmanlıya bir elçi gönderir ve dönemim padişahı I. Ahmet tarafından iyi karşılanan elçiye lale soğanı hediye edilir ve böylece Osmanlı ve Hollanda arasındaki ilişkiler güzel yönde gelişir ve derinleşir. Tabi Hollandalılar lale soğanını almakla yetinmezler, laleyi yetiştirmeye ve satmaya başlarlar. Bu arada St. Anne ter Mulden kasabasının belediye başkanı Osmanlı tarzı tulumbalı bir çeşme yaptırır 🙂 Devletlerin denizde hakimiyet kurmaya çalıştığı yıllarda İspanyollar bu kasabaya saldırmayı planlamaktadırlar işte o sırada Osmanlı sancağıyla bir keşif turu atan Hollanda gemisi İspanyolları korkutur ve bu olay bütün Hollandayı bir istiladan korur. Bu arada kasabanın Hollanda için önemi ise, Flemenkçe dilinin ilk sözlüğünü hazırlayan Dale bu kasabada yaşamıştır.

  • Moena Köyü – İtalya

    Yıl 1683, II. Viyana kuşatması. Veziriazam Kara Mustafa Paşa Viyana’yı kuşatmış ve şehre 13 tane casus göndermiştir, fakat bu casuslardan hiç haber alamamıştır. Bunun üzerine Hasan adında bir yeniçeriyi içeri göndermeye karar verir. Hasan Almanca, Rusça, İtalyanca ve Fransızca bilmektedir. Hasan başarılı bir şekilde Viyana’ya girer bilgi toplar ve geri gelir. Tüm bildiklerini Kara Mustafa Paşaya aktarır ve ‘biran önce saldırıya geçmesini yoksa Allah affetse bile şehitlerin affetmeyeceğini‘ söyler. Bir vezirle konuşmaması gerektiği şekilde konuşan Hasan kafası kesilmek üzere Yeniçeri Ağasına teslim edilir. Yeniçeri Ağası da Hasan’a aynen katıldığı ve başarılarını bildiği için elini gevşek bağlayarak kaçmasına yardımcı olur. Hasan’ın arkasından kimse yakalamak için uğraşmaz ve Hasan yolda karşılaştığı düşman casuslarıyla çarpışır ve yaralanır.

    turk-gibi-yasayanlar-ipthausenMoena halkı Hasan’ı yaralı olarak bulurlar ve köye getirirler. Moenalılar Yeniçeri Hasan’a bakar ve iyileştirirler. Hasan burada yaşamaya başlar, hatta köyden biriyle evlenir. Bir gün Duka‘nın askerleri gelir, köylülerden ağır vergiler alır ve köyü yağmalarlar. Bunu kabullenemeyen Hasan köylüleri ayaklanmaya teşvik eder ve onlara ok atmayı, kılıç kullanmayı, savaş hakkında bildiği her şeyi öğretir. Duka’nın askerleri tekrar geldiklerinde bu sefer karşısında kendileri kadar güçlü bir kuvvetle karşılaşırlar ve istediklerini alamayıp geri dönmek zorunda kalırlar. Bundan sonra köylüler Hasan’ı köyün Kahramanı ilan ederler. Artık Moena köyü La Turchia olarak anılmaya başlanır.

    Günümüzde hala Moena köylüleri Yeniçeri Hasan‘a sahip çıkmakta ve Ataları olarak görmektedir. Her yıl Temmuz ayında anısına şenlikler düzenlenmektedir. Şenliklerin tarihi ise Moena köylülerinin Duka’nın askerlerini yenmelerini kutlamalarına dayanmaktadır.

Türk Gibi Yaşayanlar
5 (100%) 10 oy